Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?
Darbe sonrası
Hizmet Hareketi ne yapmalı?
Mahmut Çebi
(Bu yazı Hizmet Hareketi Almanya Sorumlusu Hüseyin
Karakuş beyin “istişare olacak, senin de görüşlerin isteniyor” teklifi üzerine
28 Ağustos 2017 yılında kaleme alınmıştır. Yazıda bilhassa MUAVENET ile ilgili
kısmın, daha çok kişinin mağdur olmaması için dikkatli okunması gerektiği kanaatindeyim.)
Baştan
söylemek istiyorum. Siyasallaşma mikrobundan güçlü olduğumuz zaman da, zulüm
altında inlediğimiz bugünlerde de kurtulamıyoruz. Bu bizi çirkin, zararlı,
işbirlikçi, siyasi emelleri olan bir yapı gibi gösteriyor. Kültürel kimliğimizi
bozuyor ve ondan uzaklaştırıyor.
Eğer bundan
kurtulamazsak Hizmet Hareketi bitebilir. Bitmese de marjinal bir klik olarak
hiç bir şey ifade etmeyen bir yapı olarak devam eder.
17 Aralık
sonrası hep hata yapıyoruz. Bunların sebebi yanlış yönlendirmeler. Yanlış
yönlendirmeyi yapanlar bizi siyaset ringinde tutmaya çalışıyorlar. Hem dayak
atıyorlar hem suçlu ve zalim gösteriyorlar. Buna karşı hiç bir şey yapamıyoruz
ve sürekli daha kötüye gidiyoruz.
Muhterem
Hocaefendi’nin de artık bu yükü kaldırmakta zorlandığını, daha doğrusu
kaldıramadığını kabul etmek zorundayız. Onu sürekli en önde, ringin ortasında
tutmakla ona iyilik yapmıyoruz. Daha çok yoruyor ve daha çok yıpratıyoruz. Şu
an toplum nezdindeki itibarı eksilere düşmüş bulunuyor. Bunun kısa sürede
düzelmesi imkansız. Sürekli görünmesi, tartışmaların odağında olması buna
olumla katkı yapmıyor. Onun yıpranması Hizmet’in yıpranması manasına geliyor.
Onu ve otoritesini koruyalım derken hem ona hem Hizmet’e zarar veriyoruz.
Unutmayın
zayıf yapılar velev ki çok iyi de olsalar da ilgi görmezler, ciddiye
alınmazlar. Azınlığa düşmüş taraftarları ile sekte olarak kalırlar. Kanarya
Sevenler Derneği gibi…
Şu an cemaat
yönetilemiyor. Para toplayıp mağdurlara yardım etme haricinde somut ne
yapılacağı, ne yapılması gerektiği konusunda belli bir strateji yok. Kafalar
karışık ve bu karışıklık sürdükçe zaman aleyhimize işliyor. Güvensizlik ve
kararsızlık artıyor. Bu da doğal olarak kopuşları artıracaktır.
Her kopuşu „bir
zayıf halka daha koptu, bir kirden daha arındık“ şeklinde değerlendirmek
yanlış. Bu hem gidene hakaret, hem kalanlara eziyet. Ayrılığın da güzeli
makbuldür. Dostça ayrılmaya çalışılmalı.
Ne
yapmalıyız…..
Önce
kendimizi yeniden tarif etmeliyiz.
Biz neyiz?
Dini bir hareket mi, eğitim hareketi mi?:….
Biz referanslarını islami ahlak ve
öğretilerden alan bir eğitim hareketiyiz. Söylemlerimizde İslamı dışlamamız
bize karşı güvensizliğe sebep oluyor, takiye yaptığımız intibaı uyandırıyor.
Hocaefendi
kimdir, ne yapıyor?:…..
Hareketin
kurucusu ve sevilen lideridir. İnsanüstü değildir. Peygamber veya beklenen
kurtarıcı değildir. Hayatını bu davaya adamış bir fanidir. Kültürel kodlu
kurduğu hareketin AKP öncesinden başlamak üzere siyasetle mesafesini
ayarlayamadığı ve koruyamadığı, kültürel kodların dışına kaydığı için büyük
hata yapmıştır. Bu siyasi kayış hem Hareketin rotasını bozmuş, hem insan
unsurunun ihlaslı yapısına zarar vermiş, onları siyasilere benzeme durumunda
bırakmıştır. Şu an Hareket bu hatanın
cezasını ödüyor. Ama o da, arkadaşları da bu hatanın farkındadırlar. Hareketi
siyasetten arındıracak şekilde yeniden kurma gayreti içindedirler. Müslümanlar
arasındaki artan anarşizme ve radikalliğe set çekmek, Müslümanlar arasındaki
nefreti kardeşliğe çevirmek, bunu yapmak için eğitim, kültür ve sanat
faaliyetlerine daha çok ağırlık vermek, yeni dönemin rotasını belirleyecektir.
Evrensel düşünce yapısına sahip ama bölgesel faaliyetler yapan, muhafazakar,
milliyetçi olmayan, birey eksenli bir dindarlıkla öne çıkan insanlar yetiştirmek
ve onları bizzat hayatın içinde faaliyet gösteren, ilk planda Müslümanlar için
örnek şahıslar haline getirmek Hareketin ana hedefleri arasındadır.
Şeffaflık
şakaya gelmez acilen halledilmeli…
Şeffaflık
konusu acilen neticeye bağlanmalı. Hizmet merkezden yönetilmek yerine, hızlı
bir şekilde ülkesel yapılara dönüşmelidir. Bunun için her şehir kendi
kurultayını yaparak arasında bir temsilci seçmeli. Bu temsilciler de bir ülke
temsilcisi seçmeli. Bu kamuya açık olarak yapılmalı. Bir basın duyurusu ile de
duyurulmalı. Her ülke her yıl yazılı olarak faaliyet raporu yayınlamalı. Bu
raporlar mümkün oldukça Hocaefendi tarafından ve diğer saygın ağabeyler
tarafından yine yazılı olarak olumlu olumsuz eleştirilmeli. Hizmet hafızası
yazılı döneme geçmeli. Hata yapanlar veya yetersiz olanlar kendi yönetimleri
tarafından görevden alınmalı. Abiler konseyi bütün ülkeleri dolaşıp gerekli
uyarıları yapmalı, eleman talebinin olması halinde uygun buldukları isimleri
ülke yöneticilerine iletmeli. Gönüllülük din, millet inanç ayrımı yapmadan
herkesi kapsayacak şekilde teşvik edilmeli, yönetim ise belli bir seçkiye tabi
tutulup belli bir süre hizmette bulunma ve belli vasıflara sahip olmaya
bağlanmalı. Yönetim süresi şahıs çok başarılı olsa bile 8 yılı geçmemeli.
Enkaz
tamircileri yetiştirilmeli….
Şu an enkaz
altından çıkmaya çalışıyoruz. Enkaz daha da ağırlaşacak gibi görünüyor. En az 6
yıl, tahmini 10 yıl süreceğini tahmin ettiğim bu süreci başarıyla aşmak için
iyi yetişmiş insanlara ihtiyacımız var. Bu isimler ve buna uygun hale
getirilecek isimlerin tespit edilmesi ve yetiştirilmesi gerekiyor. Şu an çoğu
kişi Hizmet adına ne yapacağını bilemiyor. Bu kişilere “kendini yetiştirme,
dil, meslek, vasıf açısından geliştirme” misyon olarak verilmeli ve takip
edilmeli. Bu kişilere gelecekte enkaz kaldıracak, yapıyı yeniden kuracak
insanlar misyonu yüklenmeli. Buna uygun gayret göstermeleri talep edilmeli. Gösterenler
teşvik edilmeli, örnek gösterilmeli, ödüllendirilmeli.
Mezheplerle
sorunumuz olmamalı…
Şiilik,
Caferilik, Alevilik dahil hiçbir mezheble mücadeleyi Hizmet’in söylemleri
arasına almamalı. Bunlarla ilgili her türlü suçlayıcı, aşağılayıcı, yargılayıcı
ifadelerden kaçınmalı, mevcut hatalı ifadeler varsa onları özeleştiri yapıp
silmeli. Her inanç gurubu bulunduğu ülkenin yasalarına göre tebliğini yapsın,
biz de yapalım. İyi olan kazansın. Hizmet dinler ve mezhepler arası barış
eksenli tebliğ yönteminin de uygulayıcısı olmalı. Bu tavır partiler, marjinal
gruplar ve örgütler için de geçerli olmalı. Mesela Almanya’da PKK yüzünden Sol
Parti’yi karşımıza aldık. Adamlar hala bize düşmanlık yapıyorlar. Kavgalı
olduğumuz Atatürkçüler, Sol
kesim, Alevi kesim ve Kürtlerle ayrıştığımız noktaları değil, mevcut ortak
noktaları tespit edip onlar üzerinden işbirliği yapmaya, ortak bir zemin
bulmaya çalışmalıyız. Atatürk’ün ülkeye faydalı olduğu hususlarda, İslamla
sosyalizmin uyuştuğu noktalarda, Alevi ahlak anlayışı üzerine, Kürtlere Kürtçe
öğretmek üzerine ortak faaliyet zemini bulunabilir.
Devlet
politikalarına eklemlenmemeliyiz…..
Devletlerin
sorun olarak gördüğü hususların Hizmet tarafından da sorun olarak görülmesi,
devlet politikasına eklemlenilmesi kesinlikle yanlış. Hizmet hiçbir şekilde
kendi içi gündemine dışarıdan sorun transfer etmemeli, bunun aracısı,
uygulayıcısı veya amiyane tabirle maşası olmamalı. Hizmet kendisinin sorun
olarak gördüğü hususları devletin de sorun olarak görmesi halinde devlete
yardımcı olmalı, ortak iş yapmalı, ama bunun haricinde asla devletle,
siyasilerle ortak bir söyleme, eyleme girmemeli. Biri gidiyor, diğeri geliyor, altta kalan hep
Hizmet oluyor.
Çocukların
mutlu olduğu güçlü ve huzurlu aile toplumsal huzurun en büyük faktörlerinden
biridir, Hizmet’e göre birincisidir. Bundan dolayı güçlü ve huzurlu aileler
tesis etmek Hizmet’in en birinci öncelikleri arasındadır. Bu yüzden Hizmet, eşcinsel evlilikleri tasvip etmemekte ve
üyeleri arasında örnek olmaması için bu kişileri kendi çatısı altına
almamaktadır. Ama bu kişileri dışlamamaktadır. Toplumun menfaatine olan faydalı
projelerde işbirliği yapılmasında bir mahzur görmemektedir.
Hizmet’in
şiddete karşı örnek tavrı tevazusuz anlatılmalı…..
Hizmet’in AKP
iktidarına karşı sergilediği sivil itaatsizlik, müspet eylemde bulunma, asla
anarşi ve şiddete girmeme, ağır zulüm altında bile olumlu işler yapmaya devam
etme özellikleri tevazuya girmeden net bir dille anlatılmalı ve görünüp örnek
alınacak şekilde sergilenmeli. Yakıp yıkarak eylem yapan Sol hareketlerin bile
örnek alması gerektiği vurgulanmalı. Hizmet bu yönüyle uluslar arası camiada
eşine rastlanmayan önemli bir partner haline gelebilir. Bu aynı zamanda İslam
dünyası için de teröre karşı bir model ve ümit kaynağı olabilir. Artan terör
örgütlerine karşılık Hizmet, antiterör örgütü olarak öne çıkabilir. Geçmişi
olan ve çok rahat başaracağımız bu özellik Hizmet’in ilk hedefleri arasına
alınmalı.
Hocaefendinin
yetiştirdiği talebeler görünür hale gelmeli….
Dil
eksiklikleri olanlar acilen İngilizce’yi halletmeli. Bilgi, çalışma, üretme, temizlik, sosyal
barış, sosyal adalet, insan hakları, kadın hakları, çevre, özgürlükler,
ötekinin hakkı gibi temel konularda zihinleri duru hale getirmek için
makaleler, kitaplar yayınlamalı, demeçler vermeli, televizyon programlarına
katılmalı, seminer ve sunumlarda boy göstermeliler.
Bu talebeler
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in hayatını günümüzde yaşayan insanların
da okuduklarında ve dinlediklerinde uygulayabilecekleri şekilde yazmalı ve
anlatmalılar. Avrupalı için de Peygamber Efendimiz bir insan olarak
anlaşılabilir ve yaşanabilir örnek olarak sunulmalı.
Ali Bardakoğlu’nun aşağıdaki
cümlelerinin dikkate alındığı
„Başımıza geleni de hep “ya
Allah’ın gazabı ya da ötekinin kötülüğü” diye anlattık. “Sen sadece dua et,
hatta en etkili ve gizemli duayı ve zamanı bul yeter, bunlardan kurtulursun”
diyerek piyangocu bir anlayışı besledik. Bireyin olmadığı, kadın hakkı, insan
hakkı, çevre bilinci, bilgi üretimi, sosyal adalet, hukuk, özgürlük, düşünce
gibi temel değerlerin olmadığı düzene karşı çıkmanın, yararlı iş yapma,
temizlik, haklının ve mağdurun yanında olma, iyiliği destekleyip kötülüğü
önleme, insanı insan olduğu için sevmenin de ibadet olduğunu vurgulayan“ yeni
bir ibadet anlayışını ikame edebilirler.
Hizmet içinde kadınlara yönelik
ayrımcı ve aşağılayıcı dil terk edilmeli. Mesela Hocaefendi’den geldiği
söylenen son notta “Almanya ile ilgili Merkel’in açıklaması için ‘Allah iman
nasip etsin, erkek gibi kadın. TR’dekileri kastederek bazı erkekler de kadın
gibi’ dedi” yazıyordu.
Kadınlar görünür hale gelmeli.
Hizmeti temsil eden; panellerde, seminerlerde,televizyonda konuşan kadınlar
olmalı. Bir erkeğin başörtüsünü anlatması (Erkekler kadınlarla ilgili hiçbir
konuyu asla anlatmamalı. O konu kadınlara ait onlara sorun demeli. Kadınların
sahibi gibi görünmemeli.) antipati uyandırırken, sevimli, iyi konuşan bir
başörtülü kadın sempati toplayabiliyor.
Hizmet uzun
soluklu bir kumpasla bugünlere getirildi…
28 Şubat
sürecinde Hizmet silkelendi, gücü tartıldı, toplumsal desteği test edildi,
zayıf, güçlü yönleri tespit edildi. AKP ile ikinci dönem başlatıldı. Cemaatin
AKP ile birlikteliğini zorunlu hale getirmek için tezgah darbe senaryoları
gerçekmiş gibi kurgulandı. O kadar profesyonelce oynadılar ki, oyunu oynayan
bir çok subay bile kurgunun aktörü olduğunu bilmiyordu. Bununla gerçek bir
korku uyandırıldı. Darbeyi engellemek için Hizmet elini taşın altına koymak
zorunda hissetti kendini.
Amaç hizmeti
siyasallaştırmak, günahlara ortak etmek, bu arada fişleme yapmak, ağır hukuk
ihlalleri yaptırarak daha sonrasında benzerini Hizmet’e uygulamak için zemin
oluşturmaktı. Yapmayı planladıkları bütün gayrı hukuki eylemlerin bir benzerini
o dönemde sahneye koydular. Çok
başarıyla bu oyun oynandı. Verilen güven sayesinde binlerce fişleme yapıldı.
Fişlemeyi halk,
memur ve işçi tabanına da yaymak için sosyal medya teşvik ettirildi. Sosyal
medya üzerinden binlerce fişleme yapıldı ve hala da yapılıyor.
Şu an oyunun
sadece fişleme kısmı hala yürürlükte. Mağdurlar içinde kimlerin Hizmetle
irtibatının daha güçlü olduğunu tespiti için şimdilerde mağduriyetleri takip
ediyorlar. Kime yardım geliyorsa onlar gözlem altına alınıyor. Yardım
gelmeyenler az irtibatlı veya irtibatsız olarak kayda giriyor. Yardım dağıtan
kadro üzerinden dışarıda tespit edilemeyenleri de tespit ediyorlar. Aceleleri
yok, yardım aldığını tespit ettikleri kişileri aylarca belki yıllarca da gözlem
altında tutup, sonrasında operasyon yapacaklar.
Yardım
faaliyetlerini kaç yıl sürdürebiliriz. Yardım yapılacakların sayısı artıyor,
yardım yapacak ve bunu mağdurlara ulaştıracak insanların sayısı azalıyor. AKP en az 6, tahmini 10 yıl gitmez. Bu kadar
süre bunun devamı imkansız.
Toplumsal
tepkinin uyanması için bu insanların mağduriyetlerinin görünür hale gelmesi
lazım. Kaynağı ifade edilemeyen ve dış ülkelerden yardım geldikçe, onların
durumunu bilen diğer komşular veya yakınlar, mağdur edilen kişileri dış
bağlantılı, işbirlikçi, yabancı ülkelerin koruduğu kişiler, bir nevi ajan gibi
görüyorlar. Mağduriyetleri ters etki yapıyor. İki sene sonra sahip çıkamayıp bu
insanların insafına bırakacağımız insanları bu tür yadımlarla bence damgalamış
oluyoruz. Yarınlarını zora sokmuş ve çıkmamacasına etiketlemiş oluyoruz. (Bu
yardımların nasıl bir etki uyandırdığına dair hiçbir araştırmamız yok. Olsa
daha sağlam bir tahminde bulunmak mümkün olurdu. Bu konuda en azından yardım
götürülen kişilerden bu durumun çevresinde nasıl karşılandığı sorulup
öğrenilebilir.)
Özetle açıkça,
mağduriyetleri Türkiye’de kamuoyunun göreceği hale getirmemiz ve bu yardımları
yine kamuoyunun bilip göreceği şekilde yapılır hale getirmemiz gerekiyor.
Kamuoyunun bilgisi dahilinde yapılamayan yardımlarla geçici fayda ama kalıcı
zarar veriyoruz.
Türkiye’yi
kurtarmak artık imkansız. Stratejinin mümkün olduğunca daha çok kişiyi
yurtdışına çıkarmak ve yurtdışında ayakları üstünde durabilir, mümkünse
başkasına yardım edebilir hale gelmek olarak kurgulanması gerekiyor. Elimizdeki
maddi imkanların da mağdurların günlük ihtiyaçlarını karşılamada değil, onların
yurtdışına çıkışını sağlamada kullanılması daha verimli olacaktır.
Güç gösterisi
olarak algılanacak her türlü faaliyetten kaçınmalı. Bunun için herkesi temsil
edecek faaliyetlerde bulunmak yerine her ülke ne yapılacağına kendisinin karar
verdiği işler, faaliyetler yapmalı. Hizmet için şu an en büyük tehlike
merkezden gelen yanlış yönlendirmeler ve merkezde etkin olduğu belli hale gelen
kötü niyetli kişiler. Böyle bir güç
dağılımı ve federal yapıya geçiş yönlendirme olaylarının etkisini büyük oranda
azaltacak, belki bölgesel boyutta bırakacak ve belki de inşallah sıfırlayacaktır.
Merkezde kendini gizlemeyi başaran kötü niyetliler, bölgesel çapta faal olmak
istemeleri halinde bilinir hale gelecektir. Bu da onların faaliyetlerine büyük
darbe vuracaktır.
Stratejik tavır
ne olmalı?
Hocaefendi mecbur
kalmadıkça siyaset, milli mevzular, AKP, Erdoğan konularında konuşmamalı.
Siyasi figüre dönüşmek saygınlığa çok zarar veriyor. Erdoğan ve AKP dünya için
ne kadar önemli ise bizim evrensel söylemlerimizde de o kadar yer tutmalı.
Hocaefendi suçlama veya itham olması durumunda cevap vermeli. Anlatacağı şeyler Hizmet’in neler yapacağı ve
yapması gerektiği konularda olmalı. Hizmet’in evrensel boyutuyla, dünyaya
tanıtılması, anlatılması gerekiyor. Bunu Hocaefendi’den daha iyi kim yapabilir.
Bu yapabilecek bir abi Hizmet’te yok. Hocaefendi haricinde bu görevin hakkını
verecek, anlattıkları ciddiye alınacak, sözü ölçü kabul edilecek, polemiğe
sebep olmayacak bir isim söyleyebilir misiniz?
Hocaefendi’nin
bir ABD’de bir televizyon programında yabancı gazetecilerin Hizmet’in dünyada
ne yapmaya çalıştığı, nasıl bir örneği hayata geçirmek istediği, bunun için
nasıl bir insan tipini üretmeye çalıştığı ve bununla neyi hedeflediğine dair
sorularını cevapladığını düşünün.
Güzel geçmesi,
ikna edici olması halinde oluşacak maddi ve manevi desteğin boyutu inşallah
muhteşem olacaktır.
Dünyanın barış ve
huzuru için Hizmet gibi bir İslami partnere ihtiyacı var. Bunun başka örneği
yok. Bunu hayata geçirecek insan unsuruna sahip başka bir hareket de yok.
Yorumlar
Yorum Gönder