Doğu Perinçek ne demek istedi?

Ahmet Dönmez ile Perşembe akşamı Türkiye’deki mağdurlar ve KHK’lılar hakkında röportaj yapan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in neler söyleyeceği merak konusuydu. KHKlılar için yaptığı çağrının altının ne kadar dolu olduğu, hükümet ve derin devletle bir kontağının olup olmadığı ve söylemlerinde ne kadar samimi olduğu merak edilenlerin başında geliyordu.

Röportajın seyredenler açısından heyecan verici olduğunu söylemek imkansızdı. Doğu Perinçek bazı şeyleri belki 10 kere tekrar etti. Bu tekrarlar arasında rekor ise “iklimi değiştirmek şart” cümlesindeydi. Ahmet Dönmez’in soruları değişse de konu bir şekilde “iklim” meselesine gelip dayanıyordu. Ne yapmaya çalıştığını kendince net anlatsa da, ifadeleri tam anlaşılmadı. Ahmet Dönmez’in hukuki cevaplar aradığı soruları, siyasetin dolambaçlı yollarında “iklim” meselesinin etrafında dolaşıp durdu ve net bir cevaba ulaşamadı.

Röportaj sonrası yapılan yorumlara baktığımızda Doğu Perinçek’in neredeyse herkes tarafından farklı anlaşıldığını söylemek mümkündü.

Ben nasıl anladım. Kafa karıştırmamak için özet cümlelerle anlatacağım.

Doğu Perinçek’e göre darbeyi cemaatin yaptığı yüzde 100. İtirazından bile rahatsız olup “cemaat yapmadıysa kim yaptı?” diye soruyor.

Ona göre Cemaat çok tehlikeli ve yok edilmesi gereken bir terör örgütü. Aynı kanaatte olan devletin de, cemaati bir daha ayağa kalkamayacak kadar ağır bir şekilde cezalandırdığını ve bunda başarıya da ulaştığını söylüyor. Ona göre cemaatin Türkiye’de bir daha yaşam şansı bulması imkânsız.

Ama ortada haklı haksız mağdur olan 600 bin kişilik bir kitle var. Perinçek’e göre bu insanlar yeteri kadar mağdur edildi. Artık yeni bir evreye, bir tamir sürecine geçilmesi ve bu insanların ülkeye yeniden kazandırılması lazım. Burada devletin affedici olması gerektiğini söylerken buna geçmişten Hz. Hamza’yı şehit edin Vahşi’nin affedilmesini ve Türkiye’den de cumhuriyet döneminde hain, suçlu ilan edilenlerin süreçte affedilmesini örnek gösteriyor. Devletin burada da daha önce sergilediği bu tavrı sergilemesi gerektiğinin vaktinin geldiğini söylüyor.

Bu onun tamamen kendi fikri. Şu an için buna ne iktidardan ne muhalefetten katılan yok. Perinçek bunun için ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ne de derin devletten bir görev almadığını açık ve samimi bir dille ifade ediyor. Bu konudaki ilk yazısını 15 Temmuz 2023’de yazmış olması doğru söylediğini gösteriyor.

Burada iki zorluktan bahsediyor. Birinci zorluk yönetimdekileri bu vaktin geldiğine ikna etmek, ikinci zorluk ise mağdurları cemaatle tüm gönül bağlarını kesip bu işe yöneltmek. Ona göre CIA’nin kuklası bir terör örgütü olan Cemaate hala ilgi duyan, gönül bağını koparmayanların bu aftan, oluşacak yeni iklimden yararlanması imkansız. Çünkü ona göre çok kötü olan Cemaati savunan birinin iyi biri olması imkânsız. O yüzden Cemaatle gönül bağını koparmayanların, hiç suç işlememiş olsalar, tamamen masum olsalar bile iyi muamele görmeleri doğru değil.

Peki bu iklim nasıl oluşacak. Perinçek bunun için daha vaktimiz var ve bunu birlikte yapacağız diyor. Bana göre ay değil, yıllarla hesaplanması gereken bir süreç söz konusu olan. Siyasetin karşı çıktığı birçok şeye, halk baskısı sebebiyle, süreçte karşı çıkmaktan vazgeçtiğini hatta desteklemeye başladığının örneklerini veriyor.

Yani Ergenekon’a sıkışan 600 bin mağdurun bu hapishaneden çıkmak için kendisini (burada Asena o oluyor) takip etmesini, eski ideolojilerini terkedip yeni milliyetçi-halkçı ve devrimci ideoloji ile rüzgârı arkalarını alıp “yeni bir iklim” oluşturmalarını istiyor. Eğer bu iklim oluşursa KHKlılara karşı toplumdaki negatif rüzgarların pozitife dönüşeceğini ve bunun karşısında siyasi iktidarın da (Vahşi’nin müslüman olunca kardeş kabul edildiği gibi) mağdurları kardeşleri olarak görüp bağırlarına basacağını ifade ediyor.

Vatan Partisi’nin bu zor göreve talip olduğunu ve kendisinin mağdurlarla birlikte bunu başarabileceğini söylüyor.

Durum özetle bu. Projesi kendi içinde tutarlı. Ama risk fazla. Perinçek 84 yaşında. Vuslat’ın eli kulağında. Yılların devrimcisi eğer daveti kabul görürse, beş vakit namaz kılan yeni arkadaşlarıyla hiç yapmadığı bir mücadele için çağırıda bulunuyor. Şer ovasından neşet edecek bu iklimden hayr çıkar mı? Denense ne kaybedilir? sorusuna cevap vermek çok zor.  Acaba her şeye sessizlikle cevap veren Heyet’ten bir cevap gelir mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?

Kapatılmadan önce ZAMAN için yaptığım teklifler