Kapatılmadan önce ZAMAN için yaptığım teklifler

 Abdülhamit Bilici bey Zaman gazetesine Yayın Yönetmeni olduktan sonra 2016 yılı başlarında aralarında benim de olduğum bir çok kişiden "Yeni yayan politikamız nasıl olmalı" ana fikri etrafında teklif ve fikirlerimizi istemişti. Onun üzerine bu yazıyı kaleme almıştım. Aynı yıl önce gazete polis baskınıyla kapatıldı ve sonrasında o meşum darbe oldu. Yeni bir yayın politikası nasip olmadı.


ZAMAN kimi temsil ediyor? sorusunun cevabı bulunmalı…

 

Eskiden İslami kesimin temsilcisi görünüyorduk. Şimdi o kesim bizi temsilcisi olarak görmüyor. En çok oy alan dört partinin tabanları da bizi temsilci olarak görmüyor.

İşçi, köylü, esnaf, eğitim dünyası, iş dünyası, etnik gruplar, Kürtler, Aleviler vs. de bizi temsilci olarak görmüyor. Şu an sadece cemaatin temsilcisi gibi görünüyoruz. Cemaat yayınlarımızdan ne kadar memnun sorusu ise cevabını arıyor…

BU YALNIZLIĞIN BİR AN ÖNCE BİTİRİLMESİ GEREKİYOR….

 

ZAMAN kimin temsilcisi olmalı…?

Bu tercih hakkı bana verilse. Benim ilk planda öğretmen, öğretim görevlileri, üniversite mezunları, dr. Prof. Ve aydınlardan oluşan eğitim dünyasını tercih ederdim. Aileleriyle birlikte milyonluk bu kitle hem okumaya yatkınlığı hem Zaman’ın misyonu açısından en uygun kitle.

ZAMAN ONLARIN HAKLARINI YILMAZ SAVUNUCUSU OLABİLİR… ONLARIN UFKUNU AÇACAK BİLGİLERİ ONLARA TAŞIYABİLİR.  ALMANYA’DA DİE ZEİT böyle bir kitleye dayanıyor.

 

Yayında acil değişmesi gereken hususlar neler olabilir?

Mağdur edebiyatı, cemaatle ilgili duygusal haberler ve başlıklar hemen terkedilmeli. Mağdur edebiyatı ile verdiğimiz haberleri sadece bizim kitlemiz okuyor. Diğerlerine hem itici geliyor hem de haberin inanırlığını bitiriyor. „Biz çok iyi insanlarız, bize bu nasıl yapılır“ mantığı çok yanlış ve sevimsiz. Faydası yok, zararı çok. İpek medya, Bankasya, Samanyolu vs. hep aynı hatalar yapıldı. Kendi vücudumuza işkence yapılıyor olsa bile bunu üçüncü tarafsız biz gözle toplumu ilgilendiren ve bilgilendiren yönüyle aktarmamız gerekiyor.

 

Uluslararası lobi çevrelerinden himmet beklemek, bunların ağzından alınan demeçlerden yardım ummak bizi sevimsiz, işbirlikçi ve güvenilmez gösteriyor. Fırsat bulduğu an herkesle beraber olabilir imajı uyandırıyor. Hiç faydası yok. Güvenilirliğe zararı çok. Bu asla yapılmamalı.

 

Irkçı olmadıktan sonra hiç bir partiye karşı olmayalım. Bizim tanıdığımız en yakın arkadaşlarımız bile olsa kurulan hiç bir partiye de taraftar olmayalım. Bizi karşıt veya taraftar gibi gösterecek haberlere gazetede asla yer vermeyelim.

 

Gazete cemaatin sesi olarak görülüyor. Mağdur edebiyatı ve aşırı Hocaefendi haberleri zaten var olan bu imajı iyice kuvvetlendiriyor. Zaman cemaatin sesi olmadığını hem deklare etmeli, çok sesli yayınlarıyla da bunu bir an önce herkese kabul ettirmeli.

 

Ben AKP baskı sürecinin asgari 2023 yılına kadar devam edeceğini düşünüyorum. Bu sert muhalefeti onca yıl devam ettirmeye ne bizim enerjimiz ne de okurun sabrı yeter. Gazete çalışanlarındaki savaşçı ruh halini „Muaviye ile yaşamayı öğrenmek“ moduna getirmeli ve muhalif yayın politikasını asgari 8 yıl üzerinden yeniden çalışanların içselleştireceği şekilde düzenlemeli.

 

Şu an sürekli kahramanlık yapma psikolojisindeyiz. Yapılan kahramanlık sonuçta bir neticeye varmazsa, olumlu bir şeye dönüşmezse „fos“ olarak algılanacaktır. Bu da mücadele azminin düşmesine sebep olacaktır. Kahramanlık yapmaktan, övgü beklemekten, kahramanlık edebiyatından acil olarak çıkılıp sadece gazetecilik yapılması gerekmektedir.

 

 

Haberlerde neler değiştirilebilir?

 

Haber dilimize acil müdahale şart. Ajans dili terkedilmeli. Size birisi şu haber ne oldu diye sorunca olayı nasıl anlatıyorsanız haberi de o dilde yazmalı.  Haberlerde çok cümle tekrarı yapılıyor. Bir cümle haberde ikinci kez geçmemeli. Muhabirlere bu mecburiyet getirilmeli. Süddeutsche Zeitung ve Spiegel detaylı haberlerinde özet madde tekniği uyguluyor. Bu haberde ne var? Diye sorup 1,2,3,4,5 kısa maddede olay anlatılıyor. Okur olayı öğrenmiş oluyor detayı merak ederse haberi okuyor. Vermek istediğiniz bilgiyi görünür hale getirmiş, bir nevi resimlemiş oluyorsunuz. Resim üstüne yapılırsa daha anlaşılır ve görünür oluyor.

 

Sosyal medya en çok okunan haberler konusunda çok iyi bir tespit imkanı sunuyor. Birinci sayfaya ve diğer sayfalara haber yerleştirmede okunulurluk tespitine göre hareket etmeli. En çok okunan haberler öne çıkarılmalı, okunmasını istediğimiz haberleri ise hemen onun yanına, sağına soluna yerleştirmeliyiz. Müşteri yemekhane girmeyince hiçbir yemeği yemiyor.

 

Bir haberi seçip sayfaya koyarken editörler için şöyle bir kriter oluşturulabilir.

1-Aktüelse

2-Hızlı verilmesi gerekiyorsa

3-Duygusal yönü okura dokunuyorsa

4-Toplumun büyük kesimi tarafından konuşulacak bir olaysa

Dört şıkkı da içinde bulunduran haberler manşet olmalı.

 

Güvenilir bir gazete olursak, Hürriyet’in yerine alabiliriz.

Hürriyet şu an teslim olmuş bir marka görünümde. Zaman hala dik duruyor. Bu da Zaman’a Hürriyet’in yerine geçme şansı o boşluğu doldurma şansı veriyor. Ama bunun için kaliteli ve güvenilir bir marka olmak gerekiyor. Biz sadece iyi haberci olarak bilinmeliyiz. Bunun için GÜVENİLİRLİK en birinci şart. Herkes Zaman için „ZAMAN-ÜL EMİN“ demeli.  Bu o kadar kaliteli yapılmalı ki, bizi sevmeyenler bile Zaman’ı bilgi ve belge açısından kaynak olarak görmeli. Bir haberi araştıracağı zaman Zaman’a bakma ihtiyacı hissetmeli. Geçmiş tecrübemiz, yaptığımız yanlışlardan alacağımız ders bize bunu yapma fırsatı veriyor.

 

Siyasi konularda duygusallık ve taraftarlık hissi veren haber yazılmamalı, başlık atılmamalı. Şu an sosyal medyadaki amigovari habercilik ne yazık ki gazetelere de sirayet etmeye başladı. Bu seviyeyi çok düşürüyor ve güvenilirliği bitiriyor.

 

Yeni yayın politikası tespit edildikten sonra bunun kitlelerce kabul edilip edilmeyeceğini, güvenilir bulunup bulunmayacağını öğrenmek için şöyle bir test şart. Hitap etmek istediğimiz her kitleden bir kişi (şeytanın avukatı) çağırıp onlarla yayın politikasını tartışmak. Eğer yenilik konusunda bu kişiler ikna edilebilirse veya bu kişelere beğendirilirse Cem Küçük, Nedim Şener vs. gibilere de beğendirilebilir. Eğer onlar beğenmezse diğerleri zaten beğenmeyecektir. Bu kişilerden alınan tepkiye değer verilmeli ve ona göre yeni düzenlemeye gidilmeli.

 

PRATİK ÖNERİLER

Eğitim camiası taban olarak kabul edilecekse, onların sorunlarını halkın anlayacağı şekilde yazacak, iktidarla da iyi geçinen bir muhabir-yazar bu kitlenin bir ferdi haline gelmeli.

Güzin Abla formatında (Mesut abi, Ümit ve Saadet abla) biri başı açık, bir başı kapalı bayan ve bir erkek psikoloğun hazırladığı köşe çok ilgi çeker. Irmak TV’de program yapabilirler. Bu olursa hem kanal hem gazete daha görünür olur.

 

Toplumun çok ilgilendiği emeklilik, işsizlik yardımı, kentsel dönüşüm adı altında mağdur edilen kişiler, tüketici hakları vs. gibi vatandaşın avukatlığını yapacak bir köşe okurun gazeteye ilgisini artırıyor. Bu televizyonla desteklenirse daha ilgi çeker hale eliyor.

 

Birinci sayfada hergün en az bir tane mutluluk veren, gülümseten haber olmalı. Gülümseyen güzel bir yüz tercih edilmeli.

 

Ülkenin her türlü başarısı birinci sayfadan verilmeli.

 

Okurun ilgilendiği konuları tespit etmek şimdi daha kolay. İlgi hangi haberlere yoğunlaşıyorsa o haberleri üretecek ekibi de yoğunlaştırmalı.

Okurun ilgilenmesini istediğimiz haberleri ise bunların yanına merak uyandıracak şekilde ısrarla ve öğretici bir üslupla yerleştirmeye çalışmalı.

 

Yorum yazıları okura ağır geliyor. O gün tartışılan gündemi okura anlaşılır hale getiren bir yorum yoksa gazetede yorum vermek yerine bunu haftada bir veya iki FİKİR DÜNYAMIZ başlığında 6 veya 8 sayfalık bir ek olarak vermek daha faydalı olacaktır. Hem okumayan okuru yormayacak, hem de ilgilisinin daha rahat okuyacağı, arşivleyeceği bir formata ulaşacaktır.

İslam dünyasının asırlık donmuşluktan çıkıp İslam’ı asrın idrakine söyletecek tartışmaların başlayacağı günlere geldiğimiz söyleniyor.  FİKİR DÜNYASI eki bu tartışmaları başlatabilir. Bazı ekler bu tür konuların farklı ülkelerden isimlerin de katkısıyla tartışıldığı ekler haline getirilirse ZAMAN diğer ülkelerin de dikkatini çeken bir yayıncılık ortaya koyabilir.

 

PRO-KONTRA- AKP muhalifi ve AKP politikalarını savunan bir kaç isim haftada iki veya üç olmak üzere aynı gün yazı yazabilir.

 

Yılmaz Özdil, Ahmet Altan, Hasan Cemal gibi şok isimler gazeteye kazandırılabilse değişim mesajı daha güçlü verilebilir.

 

 

Nuriye Akman, Ayşe Arman gibi bir fonksiyon ifa edebilir. Kadınların gazeteye olan ilgisini artıracak konuları yazabilir. Hem dindar, hem laik hem hip hop yaşayan kadınları gazete sayfasına taşıyabilir. Toplumu oluşturan grupların mahzurlu olmayan kesimleri gazete sayfalarına taşınmalı.

 

Yayın yönetmen yardımcıları arasında bir bayan olmalı. Medyada görünmeli, görüş vermeli, televizyonlarda olmalı. Gazeteyi eskiden sadece Ekrem Dumanlı bey temsil ediyordu. Bu kişilerin sayısı artırılmalı. Eşbaşkanlık gibi olmasa da en azından 3-5 kişi konuşabilmeli. Bunların farklı görüşleri yadırganmamalı, bu istenen çok sesliliği yönetici yönüyle de görünür hale gelecektir.

 

GAZETEYİ ŞU AN HİÇ BİR GRUP TEMSİLCİSİ OLARAK GÖRMEDİĞİ İÇİN BU AVANTAJA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR. BURADAN HİÇ BİR GRUBUN BASKISI ALTINDA EZİLMEYEN ---bağımsız bir yayın politikası--- ÇIKARILABİLİR.

 

DEĞİŞİMİN MESAJI GÜÇLÜ VERİLMELİ

Güçlü bir değişim yapmak ve bunu topluma duyurmak istiyorsak şu yapılabilir. Hedef Mayıs ayı olsun. Üç ay hazırlığı yapılır. Nisan ayı için iyi bir slogan bulunup bu günlerce değişik reklam kanallarından seslendirilmeli. Mayıs ayına kadar geri sayım yapıp bir heyecan ve beklenti oluşturulabilir. İyi bir kampanya yapılırsa sevmeyen kişiler bile nasıl bir değişim olacak diye merak edebilir.  Değişimi anlatan iyi bir başyazı ile süreç başlatılabilir. 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?