Kayıtlar

  Doğu Perinçek ne demek istedi ? Ahmet Dönmez ile Perşembe akşamı Türkiye’deki mağdurlar ve KHK’lılar hakkında röportaj yapan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in neler söyleyeceği merak konusuydu. KHKlılar için yaptığı çağrının altının ne kadar dolu olduğu, hükümet ve derin devletle bir kontağının olup olmadığı ve söylemlerinde ne kadar samimi olduğu merak edilenlerin başında geliyordu. Röportajın seyredenler açısından heyecan verici olduğunu söylemek imkansızdı. Doğu Perinçek bazı şeyleri belki 10 kere tekrar etti. Bu tekrarlar arasında rekor ise “iklimi değiştirmek şart” cümlesindeydi. Ahmet Dönmez’in soruları değişse de konu bir şekilde “iklim” meselesine gelip dayanıyordu. Ne yapmaya çalıştığını kendince net anlatsa da, ifadeleri tam anlaşılmadı. Ahmet Dönmez’in hukuki cevaplar aradığı soruları, siyasetin dolambaçlı yollarında “iklim” meselesinin etrafında dolaşıp durdu ve net bir cevaba ulaşamadı. Röportaj sonrası yapılan yorumlara baktığımızda Doğu Perinçek’in...

Tüpisch Alman, tipik Türk veya farklılıktaki dinamizmi keşfetmek

  Tüpisch Alman, tipik Türk veya farklılıktaki dinamizmi keşfetmek Mahmut Çebi Milletler ismen var olduğu müddetçe tipik özellikleri de var olacaktır. Çünkü o tipik özellikler o milleti diğerlerinden farklı kılar ve o farklılık da o insan topluluğunu bir millet olarak insanlık sahnesine çıkarır. Tipik özelliklerini en iyi koruyan müstesna milletlerin başında Türkler gelir. Peki tipik Türk nedir. Tipik Türkü en iyi açıklayan deyimlerimizden biri “Allah kerim” olsa gerek. Gerekli gayreti gösterip sonucu Allah’a bırakma manasında söylenen bu deyim Türklerin yaşam tarzını belirlemiştir. O yüzden uzun planlar yapılmaz, “kervan yolda düzülür”, gelişen hadiseler tevekkül ile karşılanır, “kahrın da hoş, lütfun da hoş” denilerek sonuç olumsuz da olsa karamsarlığa kapılınmaz, “yenile yenile yenmek öğrenilir” parolasıyla girişimcilik ruhu hep dik tutulur. Bu ruh hali onu hep canlı ve cana yakın tutar, yaratılanı yaratandan ötürü sevdiği için hep misafirperverdir, ümmet olma duygusu ru...

Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?

  Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?   Mahmut Çebi   (Bu yazı Hizmet Hareketi Almanya Sorumlusu Hüseyin Karakuş beyin “istişare olacak, senin de görüşlerin isteniyor” teklifi üzerine 28 Ağustos 2017 yılında kaleme alınmıştır. Yazıda bilhassa MUAVENET ile ilgili kısmın, daha çok kişinin mağdur olmaması için dikkatli okunması gerektiği kanaatindeyim.)   Baştan söylemek istiyorum. Siyasallaşma mikrobundan güçlü olduğumuz zaman da, zulüm altında inlediğimiz bugünlerde de kurtulamıyoruz. Bu bizi çirkin, zararlı, işbirlikçi, siyasi emelleri olan bir yapı gibi gösteriyor. Kültürel kimliğimizi bozuyor ve ondan uzaklaştırıyor. Eğer bundan kurtulamazsak Hizmet Hareketi bitebilir. Bitmese de marjinal bir klik olarak hiç bir şey ifade etmeyen bir yapı olarak devam eder.   17 Aralık sonrası hep hata yapıyoruz. Bunların sebebi yanlış yönlendirmeler. Yanlış yönlendirmeyi yapanlar bizi siyaset ringinde tutmaya çalışıyorlar. Hem dayak atıyorlar hem suçlu...

Kapatılmadan önce ZAMAN için yaptığım teklifler

 Abdülhamit Bilici bey Zaman gazetesine Yayın Yönetmeni olduktan sonra 2016 yılı başlarında aralarında benim de olduğum bir çok kişiden "Yeni yayan politikamız nasıl olmalı" ana fikri etrafında teklif ve fikirlerimizi istemişti. Onun üzerine bu yazıyı kaleme almıştım. Aynı yıl önce gazete polis baskınıyla kapatıldı ve sonrasında o meşum darbe oldu. Yeni bir yayın politikası nasip olmadı. ZAMAN kimi temsil ediyor? sorusunun cevabı bulunmalı…   Eskiden İslami kesimin temsilcisi görünüyorduk. Şimdi o kesim bizi temsilcisi olarak görmüyor. En çok oy alan dört partinin tabanları da bizi temsilci olarak görmüyor. İşçi, köylü, esnaf, eğitim dünyası, iş dünyası, etnik gruplar, Kürtler, Aleviler vs. de bizi temsilci olarak görmüyor. Şu an sadece cemaatin temsilcisi gibi görünüyoruz. Cemaat yayınlarımızdan ne kadar memnun sorusu ise cevabını arıyor… BU YALNIZLIĞIN BİR AN ÖNCE BİTİRİLMESİ GEREKİYOR….   ZAMAN kimin temsilcisi olmalı…? Bu tercih hakkı bana verilse. Benim...

Terör karşısında Müslümanlar tavrını açıkça ortaya koymalı

  Terör karşısında Müslümanlar tavrını açıkça ortaya koymalı Mahmut Çebi Batı dünyasında Müslümanlar yüzyıllar boyunca kaba, sert ve acımasız olarak tanıtıldı. Hala da öyle tanıtılıyor. Ki Papa Benedikt bile bu tavrı sergilemişti. Günümüzde bir kaç insaflı siyasetçi ve gazeteci haricinde neredeyse tüm Batılı medya Müslümanlara terörü yamama gayreti içinde inanılmaz çoklukta ve sıklıkta haber yapıyor. Bu yamama gayretinin netice vermeyeceği kesindir. Ama yine de tüm müslümanların atılan bu çamurun en küçük bir iz bırakmaması için terör karşısında net bir şekilde tavrını ortaya koyması gerekiyor. Bu noktada “ama”lı, “öyle fakat zulme bir de bu açıdan baktığımızda” türünden cümle kurmadan, Yahudi, Hristiyan, başka bir din mensubu veya ateist olsun herhangi bir masum insana yönelecek her terörist saldırıya veya söyleme engel olunmalı. Her müslüman tüm insanlığa musallat olma potansiyeli taşıyan teröre ve terörün her türlüsüne yüzde 100 değil, yüzde 500 karşı çıkmalı. Terörü...

Camia devleti ele geçirir mi?

  Camia devleti ele geçirir mi?   Mahmut Çebi Bu sorunun da aslında “Camia parti kurar mı?” sorusundan bir farkı yok. Çünkü partileşmek Camia’nın bütün söylemlerini kaybedip bitmesi manasına geleceği gibi, bırakın devletin kendisini herhangi bir kamu kurumunu ele geçirmek dahi Camia’nın bitmesi veya evrensel söylemini yitirip Camia harici başka bir şeye dönüşmesi manasına gelecektir. Sayın Başbakan Erdoğan’ın Paralel Devlet söylemi ile artık daha çok sorulmaya başlayan ve hatta kamuya da mal olup halkın diline düşen bu “ele geçirme” söylemi ne kadar gerçeklik arzetmektedir. Dediğim gibi soru yeni değil. 28 Şubat sürecinde de gündeme gelmiş belli bir süre tartışıldıktan sonra gündemden düşmüştü. Bana bu soru devlet katından biri tarafından ilk olarak Köln’de yönetildi. 27 Mayıs 2012 tarihinde Köln’de Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Derneği’nin (Ekopolitik) toplantısında Kürt sorununu tartışmıştık. Toplantıya çok sayıda davetli katılmıştı. Katılanlar arasında MİT eski Mü...

Lütfen, size, Türkiye’yi şikayet edebilir miyim?

  Lütfen, size, Türkiye’yi şikayet edebilir miyim?   Mahmut Çebi Şimdi şöyle bir sahne hayal edin. Türkiye’nin cumhurbaşkanı veya başbakanı değil, İstanbul’un valisi Almanya’ya gelmiş. Berlin’de   Bild gazetesini ziyaret ediyor. Bild gazetesinin Yayın Yönetmeni Kai Diekmann heyetin önünde valinin yanına oturup, ellerini de bacaklarının arasına kıstırıp ona Almanya’nın siyasetini, adaletini, NSU’yu, ayrımcılığı, yükselen ırkçılığı ve buna kol kanat gerenleri, etnik yapılar üzerindeki gizli politikaları ve sayın Başbakan Merkel’in acımasız tutumunu şikayet ediyor. Adeta bir yardımcı gibi, validen bir medet umuyor. Böyle bir sahne mümkün olabilir mi? Bunu bırakın Diekmann’ı, Almanya’nın en kıytırık gazetesinin yayın yönetmeni yapar mı? Bırakın yapmayı, aklından bile geçer mi? Mümkünü yok değil mi? Bence de yok. Ben bugüne kadar ülkesini ne Almanya’da, ne de Türkiye’de bir Türk yetkiliye şikayet eden tek bir Alman görmedim. Tersi ise istemediğin kadar. Örnek için ...