Tüpisch Alman, tipik Türk veya farklılıktaki dinamizmi keşfetmek

 

Tüpisch Alman, tipik Türk veya farklılıktaki dinamizmi keşfetmek

Mahmut Çebi

Milletler ismen var olduğu müddetçe tipik özellikleri de var olacaktır. Çünkü o tipik özellikler o milleti diğerlerinden farklı kılar ve o farklılık da o insan topluluğunu bir millet olarak insanlık sahnesine çıkarır. Tipik özelliklerini en iyi koruyan müstesna milletlerin başında Türkler gelir.

Peki tipik Türk nedir. Tipik Türkü en iyi açıklayan deyimlerimizden biri “Allah kerim” olsa gerek. Gerekli gayreti gösterip sonucu Allah’a bırakma manasında söylenen bu deyim Türklerin yaşam tarzını belirlemiştir. O yüzden uzun planlar yapılmaz, “kervan yolda düzülür”, gelişen hadiseler tevekkül ile karşılanır, “kahrın da hoş, lütfun da hoş” denilerek sonuç olumsuz da olsa karamsarlığa kapılınmaz, “yenile yenile yenmek öğrenilir” parolasıyla girişimcilik ruhu hep dik tutulur.

Bu ruh hali onu hep canlı ve cana yakın tutar, yaratılanı yaratandan ötürü sevdiği için hep misafirperverdir, ümmet olma duygusu ruhuna işlediği için toplu hareket etmeyi sever, egoistlere ve “gemisini kurtaran kaptan”lara pirim vermez.

Nereden gelip nereye gittiğini bildiği için ölüm korkusu yoktur, hatta ölümü Mevlana gibi düğün günü, sevgiliye kavuşma günü olarak kabul ettiği için neşelidir, yaşamayı ve yaşatmayı sever. Hele de muhatabında aşkı, sevgiyi buldu mu gönül dağı boran olur ve canevinden yol bularak gizli bir sel gibi muhatabın gönlüne akar ki bu akışta erimemek mümkün değildir.

Peki Türkler Almanya’daki muhatapları olan Almanlarda ve daha özelde tipik Almanlarda bu aşkı ve sevgiyi bulabiliyorlar mı? Şimdilik evet demek mümkün değil. “İki gönül bir olunca samanlık seyran olurmuş.” 50 yıldır Almanya samanlığı seyran olmadığına göre gönüller hala bir olmuyor demek ki… Bunda iki kültürün oldukça zıt özellikler barındırması büyük etken. Detaylara varıncaya kadar plancı ve kuralcı olan tipik Alman’a “kervanı yolda düzdürmek” hayal ötesi bir şey. Egoizm zaten okullarda ruha işleniyor. Önce kendini sevmek temel kural. Misafirperverlik restoranlarda bira eşliğinde bir araya gelmek olsa gerek. Yaşamak dünyadan ibaret, ölüm ise ayrılık…   Pekala nasıl bitecek bu ayrı ve gayrılık…

50 yıllık birlikteliğin ne kadar başarılı olduğu binlerce yoruma açık. Ama şunu kesin söyleyebiliriz. Belirgin özellikleri bu kadar farklı iki milletin 50 yıllık birlikteliği kavga üretmediğine göre ortada açık bir başarı var. Hatta bu başarı geri dönük bir analiz yaptığımızda olumlu manada artan bir grafiğe sahip. Karşılıklı meraklar artıyor. Çoğu Türklerin zorlamasıyla da olsa gidip gelmeler, ortak programlar gırla gidiyor. İftar programları dolduğu için sahura Alman çağıran Türkler var. Türkiye gezileri çığ gibi büyüyor.

Medyada yıllar öncesinde çok az ve tamamen olumsuz olarak yer alan Türk ve Türkiye haberleri şimdilerde sayfalar dolusu. Ve olumsuz tavır hala baskın olsa da, ne mutlu ki giderek olumluya dönüşüyor. Ve en güzeli ise, Almanların artık Türkler üzerinden konuşmak yerine Türklerle konuşmayı tercih etmesi. İslam Zirvelerimiz, ekonomi zirvelerimiz, enerji zirvelerimiz, birlikte yaşam seminer ve sempozyumlarımız var. Almanya’yı vatan bellemiş öğretmen, doktor, ilim adamı, ekonomist, sanatçı, yazar, Federal Bakanımız, parti eş başkanımız, Almanya genelinde bir çok milletvekilimiz hatta bakanımız var.

Gazeteler çıkarıyor, kitaplar yazıyor, filmler çeviriyor seyran olmasını istediğimiz samanlığın ocağını şimdilik büyük ölçüde tek taraflı üflesek de yavaş yavaş bacanın tütmekte olduğunu sevinerek görüyoruz.

50 yıllık dostlukta her şeyin tıkır tıkır işlemesini beklemek doğru değil. Çünkü gelen başlangıçta dost olmaya değil para kazanıp dönmeye gelmişti. Çağıran da dost arayışında değildi. Ucuz işçi ile ülkesinde işçi ücretlerini dengeleyecek, ihtiyacını gördükten sonra fazla bir sosyal külfete girmeden geleni geldiği yere geri gönderecekti. Ne plansız Türklerin, ne de planlı Almanların planı tutmamış her iki taraf da ister istemez “kervanı yolda düzmek” zorunda kalmışlardı.

Alman ilim adamı Zaman’a verdiği röportajda, 1961 yılını yani göçün başladığı yılı Alman tarihi açısından milat yani dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Ve sonuçları itibariyle bu milat’ın hala Almanlar tarafından yeterince değerlendirilemediğini yani anlaşılamadığını ifade ediyor. Yani göç ve Türkler Almanya’da önümüzdeki yıllarda da farklı gelişmelere daha doğrusu Almanların beklemedikleri gelişmelere vesile olacaklar.

Almanya bugün bir göç ülkesi olduğunu kabul ettiyse bu Almanya’daki sayıları 20 milyonu aşkın olarak belirtilen göçmenler içinde yüzde 27’lik bir oranı olan Türkler yüzündendir.

Yarım asır geçmesine rağmen hala sağlam köprüler kurulmamasının temel sebebi sürenin çok kısa olmasındandır. Aslında süre 60 yıl da değildir. 10 hadi bilemediniz 15 yıl diyebiliriz. Çünkü Türkler burada kalmaya en fazla 20 yıl önce karar verdiler. Herkes evini barkını yani geleceğini Türkiye’de kurmaya çalışıyordu. Şimdi ise öncelik Almanya’ya geçti. En önemlisi ise eğitimin önemi artık en sıradan Türk tarafından bile anlaşıldı. Hem açtığımız okulların sayısı, hem öğretmenlerimizin sayısı hem de mezunlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Köprünün temeli daha yeni yeni atılmaya başlandı. Ayakları ise daha hızlı bir şekilde kurulacaktır. Tipik özelliklerini koruyan nitelikli Türklerin sayısı arttıkça hem Almanların hem Türklerin üzerinde gezinmekten büyük zevk alacağı, yepyeni bir medeniyeti taşıyıcı özelliğe sahip köprülerin kurulduğunu günümüzde yaşayanların çoğu bile görmek imkanına sahip olacaktır.

Çünkü Türk-Alman dostluğu her iki millet için de vazgeçilmezdir. Aşık Veysel “kurt kuzuyla gezerdi fikir başka başka olmasa” diyor. İki millet arasında özlenen dostluğu tesis edecek en önemli meslekler ise yazarlık, gazetecilik ve öğretmenliktir. Akla, fikre, göze ve gönle hitap edecek vasfa sahip idealist yazar gazeteci ve öğretmenler gelecekte başarılacağına inandığımız, hem Almanlara hem de Türklere huzur ve mutluluk getirecek olan birlikte yaşamın en güçlü temellerini atan insanlarımız olacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darbe sonrası Hizmet Hareketi ne yapmalı?

Kapatılmadan önce ZAMAN için yaptığım teklifler