Camia devleti ele geçirir mi?
Camia devleti ele geçirir mi?
Mahmut Çebi
Bu sorunun da aslında “Camia
parti kurar mı?” sorusundan bir farkı yok. Çünkü partileşmek Camia’nın bütün
söylemlerini kaybedip bitmesi manasına geleceği gibi, bırakın devletin
kendisini herhangi bir kamu kurumunu ele geçirmek dahi Camia’nın bitmesi veya
evrensel söylemini yitirip Camia harici başka bir şeye dönüşmesi manasına
gelecektir.
Sayın Başbakan Erdoğan’ın Paralel
Devlet söylemi ile artık daha çok sorulmaya başlayan ve hatta kamuya da mal
olup halkın diline düşen bu “ele geçirme” söylemi ne kadar gerçeklik
arzetmektedir. Dediğim gibi soru yeni değil. 28 Şubat sürecinde de gündeme gelmiş
belli bir süre tartışıldıktan sonra gündemden düşmüştü. Bana bu soru devlet
katından biri tarafından ilk olarak Köln’de yönetildi. 27 Mayıs 2012 tarihinde
Köln’de Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Derneği’nin (Ekopolitik) toplantısında
Kürt sorununu tartışmıştık. Toplantıya çok sayıda davetli katılmıştı.
Katılanlar arasında MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş de vardı. Toplantı
sonrası verilen yemekte aynı masaya düştük. Bir Camia mensubunun olduğu
toplantıda konu dönüp dolaşıp yine Camia’ya gelmişti. Değişik konuları
konuştuk. Cevat Öneş bey bana malum soruyu yöneltti ve dini bir cemaat olmamıza
rağmen niçin devleti ele geçirmeye çalıştığımızı sordu.
Ben bu soruya Camia’nın eğitim
kurumlarından mezun olan insanların doğal olarak devletin değişik kademelerinde
görev aldığını, bunun içinde yargı, ordu, emniyet, maliye, dışişleri, eğitim
vs. olduğunu, bu insanların kendi devletlerinde görev yaptığını ve hakettikleri
için bu makamlara geldiğini bunun yadırganmaması gerektiğini ve eğer yaptıkları
bir yanlış varsa tıpkı diğer memurlar gibi kanuni cezaya çarptırılıp
cezalandırılmaları gerektiğini, yaptıkları bir yanlış yoksa zan altında
bırakmanın adil ve insani olmadığını anlattım. Ele geçirme iddiasının ise asla
doğru olamayacağını ve bu teklif edilse bile bizzat Camia tarafından
reddedileceğini şu mantıkla izah etmeye çalıştım:
Camia insan gücünün ve ekonomik
imkanlarının büyük kısmını yurtdışına yöneltmektedir. Yurtdışında açılan bini
aşkın eğitim kurumlarında ve diğer paralel kurumlarda binlerce Türk vatandaşı
görev yapmaktadır. Yapılan yatırımların mali karşılığı olarak on milyarlarca
dolarlık rakamlar ifade edilmektedir. Ve bu hizmetler 25 yılı aşkın bir süredir
idame edilmeye çalışılmaktadır. Okullara ve orada görev yapan öğretmenlere
karşı her ülkede bir sempati ve güven oluşmuş, o ülke insanları bu fedakar
Türklere gönüllerini açmış, evlatlarını teslim etmişlerdir. Bundan da büyük
memnuniyet duymaktadırlar. Hatta yerel insanlar öğretmenlerin hayata bakış
açısından etkilenmiş benzer fedakar hizmetleri bizzat kendileri de hayata
geçirmeye başlamışlardır.
Şimdi Camia Türkiye’de devleti
ele geçirse bu Türkiye dışındaki tüm bu hizmetler için bir felaket manasına
gelmeyecek midir? Onlarca yılda oluşturulan güven bir hamlede bitirilmiş
olacak, hem okullar hem öğretmenler şaibeli duruma gelecek, bu ülkeler büyük
ihtimal “siz aynı niyeti buraları için de düşünüyorsunuz demek ki” diyerek
binbir emek ve fedakarlıkla kurulan bu kurumları kapatma yoluna gitmeyecek
midir?
Yurtdışı okulların Türkiye’nin
ele geçirilmesine herhangi bir katkısı olamaz. Niyet Türkiye’yi ele geçirmekse
eğer bu okulların göstermelik açılmış olması gerekiyor. O zaman eğer bir süre
sonra çöpe atılacaksa niçin bu kadar büyük fedakarlıklar yapılsın, on binlerce
insan vazifelendirilip, bu kadar zorluklara katlanılsın. Göstermelik
icraatlarla pekala geçiştirilebilirdi.
Sonra Türkiye ele geçirilirse bu
75 yaşına gelen muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bütün dünyada imajının
zedelenmesi, inandırıcılığını tümden kaybetmesi manasına gelmeyecek midir? Bir
alim insan için bundan daha büyük yıkım olabilir mi? Aynı zamanda bu davaya
omuz vermiş yüzbinlerce Camia mensubu da kandırılmış olmayacak mıdır? Camia tüm
dünyadaki hizmetlerini, itibarını, güvenilirliğini ve evrensel mesajını
kaybetme manasına gelecek bu eylemi bırakın yapmayı, teklif edilse dahi kabul etmemesi
sizce de daha mantıklı değil mi?
Cevat Öneş bey olaya bu
çerçeveden bakmadığını belirterek, anlattıklarımın mantıklı olduğunu ifade
etti.
Ben 30 yılı bulan gazetecilik
tecrübemle Paralel Yapı arayanlara şunu bütün kalbimle inanarak ve açık açık
söylüyorum. Siz isteseniz bile Camia ne Paralel Devlete ne de bir siyasi
partiye asla talip olmayacak, kapısından içeri bile sokmayacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder